Ne Akkuyu’da Ne De Başka Bir Yerde Nükleer Santral İstemiyoruz!

Türkiye’nin Nükleer sevdası yaklaşık 50 yıldır sürüyor. Tüm hukuksuzluklara ve tepkilere karşın bugün Mersin Akkuyu Nükleer Santralinin temeli atılıyor.

Akkuyu Nükleer Santrali sadece Akdeniz Havzası ya da Türkiye için tehlikeli bir proje değildir. Çernobil’den biliyoruz ki herhangi bir nükleer santral tüm gezegen için ciddi bir tehdittir.

NGS’nin fay hattında yapılıyor olması, zeminin uygun olmaması gibi risklerin yanı sıra, santralin yapımı, işletilmesi sırasında da çok ciddi ve geri dönüşümü mümkün olmayan ekolojik yıkıma neden olacağı aşikardır.

Bu karar, teknik değil tamamen siyasi bir karardır!

Bilim insanlarının ve yaşam savunucularının tüm uyarılarına, yazılmış sayfalarca raporlara rağmen bir nükleer güç santrali yapıyor olmak, uyarılara, bilimsel gerçeklere kulak kapatıyor olmak siyasi bir karardır. Siyasi iktidar, tavrını yaşamdan yana değil ne pahasına olursa olsun lobiler para kazansın diye ölümden yana koymuştur.

Partimizin de iptali için dava açtığı ÇED raporu, mevcut mevzuata dahi aykırılıklarla dolu olup, bilimsel verilerin çarpıtıldığı, eksik kullanıldığı hatta hiçe sayıldığı gösterme hesaplarla doludur. ÇED raporu çevresel etki değerlendirme niteliğinden uzak, şirketin reklam dosyasından öte bir şey değildir. Tüm bu gerçeklere rağmen duruşmadan bir gün önce Cumhurbaşkanı’nın yaptığı “İsteseniz de istemeseniz de bu santrali yapacağız” açıklaması zamanlama açısından manidardır. Hukuki yollar davanın reddi ile kapatılmıştır.

Avrupa ülkeleri başta Almanya olmak üzere Nükleer Santrallerden vazgeçmekte, olanları kademeli olarak kapatıp yenilenebilir enerjiye geçme tasarımları yapmaktadır. ABD’de 1974’ten beri bir tek yeni NGS projesi bulunmamaktadır. Tüm dünya tehlikelerini yaşayarak öğrenmiş ve vazgeçmişken iktidarın ısrarı anlaşılır ve kabul edilebilir değildir.

Enerjide dışa bağımlılığı sonlandırma söylemleri bir kandırmacadır. Türkiye’nin uranyum rezervleri mi vardır?

Atıkları bu denli sorunluyken, santralin işletme ömrü, atıkların ışıma süresinin yanında önemsizken, coğrafyayı yüzlerce yıllık bir tehdit altında bırakmanın anlamı nedir?

Küresel iklim değişikliği nedeniyle önlemler alınması gerekirken, soğutma suyu deşarjları vb proseslerle Akdeniz suyunun ısınmasına, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerle korumak zorunda olduğumuz deniz canlılarının habitatlarının yok olmasına neden olacaktır.

Bir gelecekten bahsedebilmemiz için nükleer macerasından derhal vazgeçilmelidir. Yenilenebilir, temiz enerji elde yöntemleri kullanılmalıdır. Sicili bu denli bozuk, atıkları bu denli sorunlu NGS’lerin hala gündemimizde olması bile akıl dışıdır.

Yeşil Sol Parti olarak nükleer santrallere karşı yaşamı savunmaya ve korumaya devam edeceğiz. Tüm canlıların sesi olmaya kararlıyız.

Eylem Tuncaelli – Naci Sönmez
Yeşil Sol Parti
Eş Genel Sözcüleri