Kenan Işık; Seçimler ve Sonrası

 

 

 

 

 

 

“Yoklayıp araştırarak

Tartıp dengeleyerek

Adım adım

Pençe pençe

İlerliyor nehir” H.H.Korkmaz

Büyük umutların bağlandığı ya da bağlatıldığı 24 Haziran seçimleri, içerisinde çok sorular taşıyarak sonuçlanırken, bilinmeyenleriyle çok tartışılacağa da benziyor. Bu beklenti aslında gerçeğin değil, kimi kafalarda kendilerince oluşturulan, şekli değişim şemasının topluma sunumuydu. Gerçekçi miydi? Çoğu insanın düşündüğü gibi, bende gerçekçi bulmamıştım.

Toplumsal muhalefet açısından baktığımızda son seçimler, önemli kazanımların ve deneyimlerin edinildiğini söylemek abartı olmasa gerek. Toplumsal muhalefetin yan yana duruşu, birlikte yürüyüşü, ortak iş yapması gelecek için çok önemli bir kazanım olmuştur. Birlikte iş yaparken farklılıklarımızı değil, aynılarımızı ölçü alarak, birbirimizi daha iyi tanıma olanağı yakalamış olduk. Sözün ötesine geçen kocaman bir adım atılmış, yürürken birbirimize duymayı unuttuğumuz güvenin oluşmasına aracı olacaktır. Bunun da toplumsal muhalefet için önemi tartışılamaz.

Seçimleri sonuçları üzerinden değerlendirmemenin önemli ayaklarından ikincisi, yan yana gelindiğinde sadece kendilerine değil, geniş kitlelere de inandırıcı ve güven verici bir toplumsal muhalefet görünümü verile bilineceği olmuştur. Aslında ilk kez yönetenlere karşı, muhalefet olma yolunda eksik de olsa adım atılmış olundu. İlk seçimi olmasa da HDP muhalefetin partisi olduğunu bir kez daha gösterip, kanıtlamış oldu. Saldırıların bu kadar yoğunlaştığı dönemde, barajı aşması, moral ve motivasyonu bozuk kitlelerde önemli bir ateşleyici görevi görmüş oldu. Yıllardır slogan ötesine geçemeyen birlik anlayışı, küçük eksikliklere karşın başarılı olmuştur. Birlerin birleşerek nasıl binlere, milyonlara yöneldiği gösterilmiş, umutsuzluk tablosunun kırılmasına neden olmuştur. HDP, kimi sol partilerin iyi niyetle başlatıp yarım bıraktığı, ya da başaramadığı bir araya gelme işini, önemli ölçüde başarmıştır.

Birlikte iş yapmak için, aynılarımızı öne çıkartıp, farklılıklarımızı kabul ederek, kendi doğrularımızı birbirimize dayatmadığımız sürece beraber yürümenin hiçte zor olmadığı, bizzat yaşamın kendisi tarafından gösterilmiş oldu.

Demokrasi mücadelesinin, önemli alanlarından birisi olan seçimler ne küçümsenebilir ne de üzerine haddini aşan misyonlar yüklenebilir. Birini diğerinin yerine ikame etmeden, tüm mücadele alanlarını, şekillerini, yollarını kullanmak bizim olmazlarımızdandır. Seçimler uzun soluklu DEMOKRASİ mücadelesinin kilometre taşlarının bir parçasıdır. Köklü bir demokrasi geleneği olmayan ülkemizde, demokrasi mücadelesi çok uzun solukludur. Son günlerde demokrasi mücadelesinin bundan sonra daha da sert geçeceğinin işaretlerinin verildiğini söylemek hiçte abartı olmasa gerek. Kısa vadelerde küçük kazanımlar olsa dahi, geriye doğru büyük hak kayıpları daha çok yaşanabilir. Ülkemiz tarihi, hak kayıpları, hukukun yok sayıldığı ve bir türlü rayına oturamayan aksak demokrasisiyle bilinmektedir.

OHAL’in sürdürülmesini daha seçimlerin ertesi günü deklere eden iktidarın motorize gücü MHP, yeni dönemin saldırı ve baskılar dönemi olacağının sinyallerini vermiştir. İktidarın büyük abisi ise MHP’nin bu talebini kırmadan, seçimlerdeki vaadini de unutmadan, OHAL’in adını değiştirip, ülke yönetiminin bütününün içerisine mayalamaya niyetini deklere etmiştir. Ülkede en küçük, demokratik hak ve hukukun talebinin çok sert müdahalelerle karşılaşacağını söylemek sanırım yanlış olmaz. Ülkenin yangın yerine dönüştürülmeye çalışıldığının emareleri görülüyor gibi. Devlet nezdinde baskıcı, otoriter ve anti-demokratik saldırıların kurumsallaşacağı açıktır.

24 Haziran seçimlerini, Dünya ve Türkiye genelinde hızla yükselen milliyetçilikle beraber değerlendirmek gerekiyor. En gelişmiş Avrupa kıtasında dahi milliyetçilik rüzgarlarının rağbet gördüğü bir süreçte, Türkiye’de milliyetçilerin öne geçmemesi düşünülemezdi. Bunu bir adım daha ileri götürüp, soldaki kimi söylemlerin de hala milliyetçi içerikli olması, bunun en güzel örneğidir. Kimse aslı dururken sahtesine yönelmediği, defalarca görülmesine karşın, çıkışın orada aranması da, solun baştan itibaren yanlış yerden beslendiğinin önemli göstergesidir. Bu son seçimlerdeki kutsal ittifaklarda bunun sonucu olsa gerek. AKP’nin 2015 Haziran seçimlerinden sonra hızla milliyetçilik kulvarına kayması, MHP’nin varlık, yokluk seçimi olarak değerlendirmelerine karşın bu kadar oy almasının da arkasında, yine milliyetçiliğin etkisi olduğu gerçektir. MHP, AKP’den oy devşirirken devlet tarafından da destek aldığı söylenebilir. Yapılan tüm değerlendirmelerde ıskalanan MHP’nin milliyetçiliği unutulup, oyunun düşeceği öngörüsü tutmamıştır. Devletin önemi unutulmuş ya da es geçilmiştir.

İyi partinin aldığı oylarda bir kısım CHP, MHP ve AKP olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Akşener’in partiden az oy almasında İnce’nin etkisi olmuştur. İyi partinin bu kadar vekil çıkarmasında kutsal ittifakın rolü de büyüktür. Tabi birilerinin bu ittifakı sağ ittifak olarak değerlendirmemesine karşın, soldan uzak bir ittifak olduğu da açık açık görülmüştür.

Seçimler sürecinde başından itibaren kitlelerde umudun var olduğu görülüyor, ya da öyle düşünülüyordu. İnsanların bu umudunu sevince dönüştürecek, inandırıcı, sahici ve güven verici bir adrese ihtiyaçları vardı. HDP, bu ihtiyacı bir kez daha görüp, toplumsal muhalefete adres olduğunu gösterip inandırdı. Partinin aktif kadrolarının büyük bir kısmının tutuklu olduğu, baskı ve göz altıların ayyuka çıktığı son dönemde, İnsanlar geleceklerine sahip çıkma adına, başından sonuna kadar sessiz ama aktif katılımcı olmanın yollarını aramış, bunun kanallarını yaratıp, HDP’yi meclise taşımıştır. Bunu da önemli bir durum olarak değerlendirmek gerekir.

Demokrasi mücadelesini benimsemiş seçmenin bir kısmı oyunu hesaplar üzerinden kullanmış. İnce –HDP ikilemli oylar bunun belirtisi olup, abartılacak kadar yoğun olmamış, HDP’siz demokrasi mücadelesinin olamayacağını bilen seçmenler oylarını seçerek kullanmıştır. Aslında bu bize (yüzde 12’lik) dilim dışında kalan, büyük bir seçmen kitlesiyle ortak demokrasi mücadele verilebileceğini göstermektedir. CHP ve HDP seçmenin demokrasi mücadelesinde ortaklaştırılması önemli olup yetmeyeceği bir gerçektir. Toplumsal muhalefet, bu seçimlerden ders alarak kendisine yeni bir yol haritası çizerek yakın bir zamanda yapılacak olan yerel seçimlere hazırlanmalıdır. Her şeye karşı çıkmanın ötesinde, yerine alternatifini mutlaka koymayı unutmamak gerekir. Toplumu her alanda örgütlemek, sokak ayağını örmek, hayatı hayatın içerisinde örgütlemekle karşı karşıya olduğumuzu unutmadan kaldığımız yerden devam etmek zorundayız.

HDP, bu topraklara tutunmayı başardığını göstermiştir. Yani HDP rüştünü kanıtlamış bir parti olmuştur. Kimi odakların ve uzantılarının uzun zaman önceden başlattığı saldırılara karşın önemli, ancak yeterli olmayan bir kazanımdır. HDP kendisinin, muhalefetin merkezinde olduğunu dost düşman herkese göstermiştir. HDP artık, kendi ilkeleri, amaçları olan organize bir yapı olmanın yollarını, hukukunu geliştirip, yaşatması gerekir. HDP bileşen ilişkilerini gözden geçirip, kendi içerisinde tutarlı bir yapıya kavuşturması gerekir. Yine seçimler döneminde, yerel birimlerin önemli olduğu unutmadan, adaylardan, politik söyleme kadar her yerde yerellikleri öne çıkartacak bir tarzı geliştirmelidir. HDP’yi oluşturan yapılarda, üzerlerine düşen sorumluk ve bilinçle hareket etmeye dikkat etmeli.

Hak kayıplarının arttığı, ekolojik saldırıların yoğunlaştığı, taban fiyatlarının yok sayıldığı, özelleştirmelerin can yaktığı yerlerde Cumhur ittifakının oylarının artığı, ya da korunduğu görülmektedir. Kimi yerlerde de muhalefet yok seviyesinde kalmıştır. (Şeker fabrikalarının olduğu iller, Karadeniz’de yapılan ekolojik tahribat, nükleer santral alanları, ürününü yakan, döken, toprağını ekmeyen üreticilerin olduğu iller, iş güvencesiz çalışanların yaşadığı alanlar da çıkan oylar iktidar ittifakından yanadır.) Buna kamu çalışanlarını işçileri de eklemek yanlış olmasa gerek. Yıllarca Türkiye siyasetinde tezatlarla geçen bu durumun, ciddi ciddi ele alınıp irdelenmesi gerekir. Şöyle dersek sanırım yanlış olmaz: Sistem bataklığı büyütüp, hep görünen yaparak, geniş kitleleri, hak kayıpları olsa dahi var olanla avunmaya razı ediyor. Kısacası celladına aşık bir toplum yaratılıyor.

Yakın bir zamanda yerel seçimlerin yapılacağını unutmadan, bu seçimlerde görünen önemli eksikleri, zaafları aşmaya niyetli bir HDP ve müttefikleri, yerel seçimlerden daha da başarılı çıkabilir. HDP’nin bunu yapabilecek gücü de, enerjisi de, dinamiği de vardır. Genel seçimlerde kaybolmaya eğilimli görünen umutsuzluk tablosunu kırmak açısından yerel seçimlerin önemi daha da artmıştır.

“Senin de varmak istediğin bir yer var.

Gerçekten varmak istiyorsan oraya. Nehirlere iyi bak! Engeller nasıl aşılır, öğren nehirlerden!

Yarı yolda yok olup gitmek değildir amaç, nehirler gibi akıp, nehirler gibi ulaşmaktır oraya! varmaktır oraya, ey yolcu! H.H.Korkmaz”