Kemal Tuncaelli : Neden Yeşil Sol, Neden Ekolojizm?

 

Bu topraklarda ekoloji mücadelesi veren birçok grup ve oluşum vardır. Değişik oranlarda çevre duyarlılığı olan ve ekolojik konularda hassas davranan gruplar, siyasi partiler, çevre hareketleri de mevcuttur. Hepsi de çok değerlidir. Bugünden geleceğe uzanan özgür, eşit ve yeşil bir toplum kurma uğraşına önemli katkılar da vermektedirler. Fakat bu ülke de ekolojizmi temel alan tek siyasal parti, partimiz Yeşil Sol Partidir.

Parti Tüzüğü’nün 2.maddesinde Parti kendisini şöyle tanımlar:

Partimiz, sürdürülebilir bir yaşam ve gelecek için ekolojik, özgürlükçü, eşitlikçi ve dayanışmacı bir toplumun kurulması yolunda çoğulcu ve katılımcı bir mücadele anlayışıyla politik sorumluluk üstlenen; insan haklarını hiçbir ayrımcılığa yer vermeyecek şekilde savunan, doğanın ve tüm canlıların haklarını gözeten, militarizme karşı mücadele eden, emekten ve toplumsal adaletten yana, ekolojist, barışçı ve demokratik bir siyasi partidir.

Bu şekilde partinin ideolojisinin EKOLOJİZM olduğunu açık bir dille daha başından belirler ve açıkça ilan eder.

Ekolojizm nedir peki? Bu soruyu kabaca yanıtlamak için belli başlı özelliklerine dikkat çekmek ve diğer ideolojilerden ve çevrecilikten farklılıklarına kısaca bir göz atmak gerekir.

Ekoloji felsefesinin en ayırt edici özelliklerinden biri insan ve doğa ilişkisi üzerinden tanımlanabilir. Bu ana tanımlama ardından gelen diğer tüm önermeler aslında bu temel ilişki tanımlamasının gerektirdiği ardıl sonuçlara uzanır. Var olan tüm ideolojiler insan merkezli ve insan doğa ilişkisinde insanı kutsal bir merkez sayıp onun üzerine tanımlamalar yapar. Dinlerde olduğu gibi bir nevi kutsal insan ve onun doğayla mücadelesi üzerinden çözümlemeler üretir. Fakat ekolojizm, insanı bu varsayıldığı kutsallıktan alıp onu olması gereken yere indirir ve insanı doğanın içinde bir varlık olarak tanımlar ve onu doğanın diğer varlıklarıyla eşitler. İnsan doğa ilişkisini, insanın doğayla mücadele edip boyun eğdirmesi üzerinden değil doğayla uyum içinde bir yaşam sürdürmesi üzerinden tanımlar. Bu aynı zamanda doğanın insan için talanına son verip diğer varlıklar ve insan yaşamının sürdürülebilmesi için de gerekli bir ön şart oluşturur. Şu ana kadar var olan ideoloji ve yönetim sistemleri insanı temel alan bu anlayışlarıyla doğayı talan edip doğadaki tüm varlıkların ve bunun yanında insan yaşamının sürdürülebilirliğini de tehlikeye attılar. Bu nedenle yaşamın sürdürülebilmesi için insan merkezli anlayıştan kurtulmak gerekir.

Bu insan merkezli anlayış, dünya varlıklarını sonsuz bir kaynak deposu olarak görmüş ve özellikle endüstrileşme sonrası acımasızca sömürmüştür. Oysa ki dünyanın ve varlıklarının bir sınırı vardır ve bu şekilde tüketimin sürdürülebilirliği yoktur.  Yaşamın sürdürebilmesi için bu sınırların bilinmesi ve insan doğa ilişkisinin bu bilinç üzerine oturtulması gerekir.

Doğayı acımasızca talan eden bu insan merkezli anlayış kalkınma ve refah toplumu vaat ederken endüstrileşme ile birlikte enerji kaynağı olarak fosil yakıtları kullanmış ve bu şekilde havadaki karbondioksit oranı 410 ppm’e yükselterek küresel iklim değişikliğine yol açmış ve bunun getirdiği ve getireceği felaketlerle dünyayı insan ve diğer canlılar için yaşanmaz bir hale getirmiş ve getirmektedir.

Ekosistemi bozan bu insan merkezli davranış biçimlerine karşı çıkan ekolojizm çoğunlukla çevrecilik ile karıştırılmakta ve ekolojistler bu dar kapsama sıkıştırılmaya çalışılmaktadır. Çevrecilik dünyada ekosistemin yok olmasına karşı mücadelede önemli katkılar sunmakta ve yeşil hareketin düşünsel ve örgütsel gelişimi için de önemli rol oynamaktadır. Ekoloji mücadelesinde ortaklaştığımız yol arkadaşlarımızdır.  Evet, bu iki akım kuzen sayılabilir ama ikisi arasında temel bir fark vardır.

“Çevrecilik çevre sorunlarına yönelik bir yönetimsel yaklaşımı savunur, bu sorunların üretim ve tüketim mevcut değerleri ya da kalıplarında temel dönüşümler olmaksızın çözülebileceğinden emindir.

Ekolojizm sürdürülebilir ve tatmin edici bir varoluşun, hem insan dışındaki doğal dünya ile ilişkilerimizde ve hem de toplumsal ve politik yaşam biçimimizde köktenci değişiklikleri bir önkoşul olarak gerektirdiği iddiasındadır.”[1]  

Mücadele ettikleri sorunlar benzer ve ortak olsa da ekolojizm yeni bir yaşam modeli ve yeni bir sistem önerir.

Doğayla uyumlu, kendine yeter toplulukların doğrudan demokrasiyle kendini yönettikleri özerk federatif yapılar bu gelecek toplum anlayışının ana önermesidir.

Merkeziyetçiliği, hiyerarşiyi ret eden, çoğulcu, barışçı ve ekolojik toplum önermesi şu anda kendi örgütlenmelerimizde de gerçekleştirmeye çalıştığımız ilkelerdir.

Partimizin programatik metni ve tüzüğü ekolojist bir yapının gerektirdiği özelliklerin tümünü kapsamaya çalışmaktadır. Belki mükemmel değildir ama süreç içinde gelişecektir.

Yeşil Sol Parti Tüzüğü’nde partinin amacı, işleyiş ve niteliği aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır:

 Madde 3 – Partinin Amacı

a- İnsanın, emeğin ve doğanın sömürülmediği ve tüm insanların onurlu, özgür ve mutlu bir hayat kurabilecekleri bir toplumsal düzeni ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlar.

b- Kendi kaderine ve geleceğine sahip çıkan insanların demokrasi ve sosyal haklar için mücadele vererek dünyayı değiştirdiği, emeğine, diline, kimliğine, kültürüne, inancına ve ekosisteme sahip çıktığı, hayatın her alanındaki şiddetin ortadan kaldırıldığı, barış içinde bir dünya için mücadele eder.

c- İnsanların hayatlarıyla ilgili kararlara her düzeyde katılımını mümkün kılan, doğrudan demokrasi idealine sahip çıkan, yerel politikanın ve yerel düzeyde kararlara katılımın belirleyici olduğu katılımcı bir demokrasi kurmayı amaçlar.

 d- Sürdürülebilir, ekolojik ve doğayla uyumlu bir düzen kurmak için çalışır.

e- Erkek egemenliğini reddeder, toplumsal cinsiyet eşitliği için mücadele eder.

Madde 4 – Partinin Niteliği ve İşleyiş İlkeleri

a- Partimiz çoğulcudur ve çeşitliliği zenginlik sayar. Farklı görüşlerin ve geleneklerin katkıda bulunduğu partimiz, yeşil hareketin, özgürlükçü solun, emek hareketinin, inançları, etnik kimlikleri ve kültürleri nedeniyle baskı ve ayrımcılığa uğrayanların, kadın özgürleşme hareketinin ve feminizmin, LGBT hareketinin, insan hakları, düşünce özgürlüğü ve barış savunucularının, gençlik hareketlerinin, çocuk hakları hareketlerinin, engelli hakları hareketinin, nükleer karşıtı hareketin ve hayvan hakları savunucularının mücadelelerine sahip çıkar ve sürdürür.

b- Partimiz, doğrudan demokrasi idealine sahip çıkar. Partinin ilkelerini benimseyen her yurttaşın katılımına açıktır. Politik mücadelesini her üyenin, her yerel örgütün, her çalışma grubunun eşit düzeyde katılımcılığıyla gerçekleştirir. Katılımcılık siyasi çalışmalarında ve hayatın her alanında en önemli rehber ilkesidir.

c- Partimiz doğanın vazgeçilmez haklara sahip olduğunu, insanların doğanın ve diğer canlıların haklarını ve yaşam ortamını koruma sorumluluğuna sahip olduğunu savunur. İnsanı doğanın bir parçası olarak kabul eder. Doğayı sonsuz bir kaynak deposu olarak görmez, doğayla uyumlu bir yaşam ve yeşil bir gelecek kurmayı hedefler.

d- Partimiz, hayata ve dünyaya soldan bakar. Solun eşitlik, özgürlük, adalet, barış ve dayanışma gibi evrensel değerlerine, dünyayı değiştirmek, demokrasiyi geliştirmek, barış içinde eşit ve özgür yaşamak için verdiği tarihsel mücadele birikimine sahip çıkar ve sürdürür.

e- Partimiz, şiddete karşıdır. Savaşa, militarizme ve devlet şiddetine karşı mücadele eder. Erkeklerin kadınlara, insanın diğer canlılara yönelik şiddetine ve toplumsal hayata sinmiş her türlü şiddete karşı mücadele eder. Şiddetsiz bir politik dili ve mücadeleyi savunur.

f- Partimiz, doğayı tahrip eden, bize ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmayan, eşitsizliğin, sömürünün ve savaşların kaynağı olan kapitalizme ve endüstriyalizme karşı verilen küresel mücadelenin bir parçasıdır. Emperyal saldırganlığı, işgal ve savaşları, neoliberal politikaları, sosyal hakların tahrip edilmesini, ekonomik büyüme saplantısını ve tüketim toplumu anlayışını reddeder. Başka bir dünyanın mümkün olduğu anlayışıyla hareket eder.

g- Partimiz, toplumsal adalet ilkesini, tüm toplumsal konularda yön verici ve düzenleyici başat bir ilke olarak kabul eder. Etnik kimlik, kültür, dil, din, cinsel yönelim ve cinsiyetiyle çoğulcu, farklılıkların eşit beraberliğine dayalı bir toplumsal yaşam hedefini savunur. Tanınma adaletini toplumsal adaletin önemli bir özelliği olarak görür.

h- Partimiz, Kürt sorunu, Alevi sorunu ve tüm etnik, dini ve kültürel kimlik sorunlarının barış içinde kalıcı çözümünün mümkün olduğuna ve bu sorunların eşit yurttaşlık ilkesi ve kolektif haklarla çözülebileceğine inanır.

i- Partinin iç işleyişinde demokrasi esastır. Partide yönetim ve sözcülük görevlerine seçimle gelinir. Hiçbir görev hiyerarşi, lider hegemonyası, parti içi bürokrasi, erkek egemenliği ve her türden ayrımcılık yaratacak şekilde tanımlanamaz. Seçimle gelinen görevlerde bu tüzükte belirtildiği şekilde kota ve rotasyon uygulanır.

j- Parti üyelerinin söz ve çalışma hakkı kısıtlanamaz. Partide çalışmalar gönüllülüğü esas alır. Üyeler, üzerlerine aldıkları görev ve sorumlulukları yerine getirmekle yükümlüdür.

k- Partimiz, ortak platformlar yoluyla partinin amaçlarına uygun çalışmalar yapan tüm diğer toplumsal hareketlerle dayanışma içinde olur, destek verir ve bu hareketlerin politik temsili için çalışır.

Bu maddelerde de görüldüğü gibi ekolojizmin ana ilkeleri parti tüzüğünde de ifadesini bulmuştur. Evet, uygulamada sorunlarımız vardır, kendi içimizden ve dışımızdan kaynaklanan sorunlar nedeniyle bunları uygulamada ve anlatmakta sorunlar yaşadık. Ama bütün bunlar yine de bu topraklarda yeşil hareketin ve ekoloji mücadelesinin tek siyasi adresinin Yeşil-Sol Parti olduğu gerçeğini değiştirmemektedir.

Dünyada siyasal sosyal ekonomik ve ekolojik kriz her gün daha derinleşmektedir. Bu krizlere karşı donanımlı ve çözüm öneren siyasal bir hareket olarak önümüzde büyük olanaklar ve görevler vardır. Geçmiş tüm siyasal muhalif hareketlerin mirasını kendinde barındıran ve bunlardan süzülüp gelen eşitlik, adalet, özgürlük ve ekoloji mücadelesinin adresi partimiz, bu ülkede bu taleplerin sahiplerinin buluştuğu adres haline gelmelidir.

Bunun olmamasının önünde aslında hiçbir engel yoktur kendimizden başka.

Bunun için gereken şeyler basittir aslında; kendine ve felsefene özgüven, cesaret ve ısrar.

Yeşil Sol Parti, kendini ve çevresini örgütledikçe ülkenin önemli siyasi odaklarından birisi haline gelecektir. Çevrenize bir bakın. İktidarı ve muhalefetiyle partilere ve bunun dışındaki oluşumlara. Hangi siyasal yapılar var ve neredeler?

Dünyanın ve bu toprakların ihtiyacı savunduğumuz felsefedir. Bu toprakların umudu Yeşil Sol Partidir. Yeşil Sol Parti artık ataletten kurtulup kendi değerleriyle kendini yeniden bağımsız bir siyasi aktör olarak topluma sunmalıdır. Karşılığı vardır ve bunun işaretleri şimdiden gözükmektedir.

Kuruluşumuzun 5. yılını tamamladığımız bu günlerde tüm örgütsel savrulmalarımıza, yalpalamalarımıza karşın Yeşil Sol felsefenin sağlamlığı ile ayakta kalmayı başardık.

Artık daha güçlü ve örgütlü bir şekilde Yaşasın Yeşil Sol, Yaşasın Ekolojizm!

[1][1] Ekolojizm, Andrew Dobson, Yeni İnsan Yayınevi