Gazeteciler tutuklu meslektaşları için yürüdü

Dışardaki Gazeteciler İnisiyatifi, tutuklu bulunan gazetecilerin durumuna dikkat çekmek amacı ile Kadıköy Mehmet Ayvalıtaş Meydanı’nda bir araya gelerek Altıyol’da bulunan Boğa Heykeli’ne kadar yürüyüş gerçekleştirdi.

Gazetecilerin dayanışmaya dikkat çekmek amacı ile el ele tutuştuğu yürüyüşte “Gazetecilere özgürlük” pankartı açıldı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri Ali Şeker ve Barış Yarkadaş’ın yanı sıra Gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, Evrensel Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Polat, DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü Eylem Tuncaelli ve İSTANBUL İl Eş Sözcüsü Yasemin Kipkurt’un da katıldığı yürüyüşte, “Hemen şimdi adalet” ve “Hemen şimdi özgürlük” sloganları atıldı.

Yürüyüşte tutuklu gazetecilerin fotoğrafları taşındı.

Yapılan yürüyüşün ardından basın açıklamasını Gazeteci Gülşah Karadağ yaptı.

 

Dışardaki Gazeteciler olarak imzalanan basın açıklamasında;

“Bir kez daha özgürlük ve adalet için buluştuk, el ele, omuz omuza yürüdük. Hakikatin önüne gerilmiş olan perdeleri yırttıkları için hapse atılan gazeteci arkadaşlarımızı andık yüksek sesle, yine göğsümüz kabardı, varlıklarıyla gurur duyduk.

İyi ki buradayız ve iyi ki yan yanayız. Eminiz, attığımız her adım, düşüncelerinden ötürü tutsak edilen arkadaşlarımızın bedenlerine derman, sabırlarına destek, iradelerine perçin olacak.

Söyledik defalarca, söylemekten de bıkmayacağız asla: Onlarca gazeteci tutsak oldukça, hiç birimiz özgür olamayacağız… Bu böyle biline…

Çünkü gazetecilerin tutsak edilmesi, muktedirin çevirdiği organize işleri gözden kaçırmak içindir. Yolsuzlukların hesabının sorulmaması, memleketin kilerine dadanmış kravatlı farelerin rahatça kemirebilmesi ve soyguncuların yüzündeki maskenin düşmemesi içindir.

Gazetecilerin tutsak edilmesi, gerçeğin gizlenmesi ve yalanların ortaya çıkmaması içindir. Hakkın, hukukun, adaletin ayaklar altına alınıp çiğnenmesi içindir. İşkencecilere yol vermek, evlatlarımızın neden katledildiklerini unutturmak, katillerden hesap sormamak içindir.

Çünkü gazetecilerin tutsak edilmesi, iş cinayetlerine kurban verilen işçinin, iliğine kadar sömürülen emekçinin, hayatın her alanında taciz ve tecavüze uğrayan, katledilen kadınların çığlığının bastırılması içindir. Eğitimsizliğe ve oyun çağında açlık fiyatına çıraklığa mahkûm edilen minicik yavrularımızın alınlarından damlayan teri, gözlerinden akan yaşı, maruz kaldıkları eziyeti; kirin, pasın içinde tamamen görünmez kılmak içindir.

Evet, tüm bunlar hayatın gerçekleri ve tam da bu yüzden Türkiye, dünyanın en büyük gazeteci hapishanesine sahip olan ülkedir. Ama fazlası da var: Doğduğumuz topraklarda kendimizi ifade etmek neredeyse imkânsız hale getirilmiş, herkes susturulmuş, susmayanların da yüzüne doğru sallanan parmaklar artmışsa, sadece hapisteki gazetecilere değil, özgürlük hepimize haram olmuş demektir.

Ama artık yeter ve hayır, diyoruz. Yeter ve hayır… Soluk almak istiyoruz.

Böylesi bir zorbalığa hiçbir ülkenin halkının layık olmadığını biliyor ve o yüzden tahammül sınırlarının çoktan aşıldığını söylüyoruz. Bu esarete, bu cehalete katlanmak zorunda değiliz.

Siz de böyle düşünüyorsanız eğer, birlikte atmamız icap eden daha çok adım olacak. Mesela 31 Ekim’de görülecek olan Cumhuriyet ve Özgür Gündem davalarına, hep birlikte tanıklık edebiliriz. Buraya nasıl el ele geldiysek, Çağlayan Adliyesi’ne de gidebilir, her sabah Silivri zindanında uyanmak zorunda bırakılan İnan Kızılkaya’nın, Kemal Sancılı’nın, Ahmet Şık’ın, Akın Atalay’ın, Murat Sabuncu’nun, Emre İper’in ve onlarca tutuklu gazetecinin özgürlüklerinin iade edilmesi talebini avaz avaz haykırabiliriz.

O halde gel… Mutlaka gel… Zorbalığa dur demek için gel… Terazisi şaşmış olan adaletin düzelmesi için gel… Tutsaklığa hayır demek için gel… Yaz gazeteci, demek için gel… Gasp edilen özgürlüklerimizi geri almak için gel… Demokrasi ve barış için gel… Yine el ele, yine omuz omuza gel… 31 Ekim’de Çağlayan Adliyesi’ne gel… Gel… Mutlaka gel…
Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet!” ifadelerine yer verildi.