Eş Sözcümüz Eylem Tuncaelli’nin İzmir’de yapmış olduğu konuşma Jin Haber’de

İZMİR – Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eşsözcüsü Eylem Tuncaeli, kadın partisi olması, ekolojiye yönelik programları, gençlerin görünür olması gibi özellikleri nedeniyle kuruluşundan beri HDP’nin bileşeni olduklarını belirterek, “Biz ittifak oluşturmadık bu halkların ittifakı” dedi.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti -YSGP) erkeğin kadına, insanın doğaya olan tahakkümü dahil bütün tahakkümleri reddeden bir yerde duruyor. HDP bileşenlerinden olan Yeşil-Sol Parti, seçim çalışmalarını da, “Bir oy HDP’ye bir oy Demirtaş’a” sloganı ile sürdürüyor. Partinin Eşsözcüsü Eylem Tuncaeli partilerini ve HDP ile ittifakı ajansımıza değerlendirdi.

‘Özgürlük alanları giderek daralıyor’

Kapitalizmin doğayı pazarlık malzemesi yaptığını belirten Eylem, “Suları alıp HES denilen barajlar içinde hapsediyorlar, hayvanları endüstriyel çiftlikler içinde hapsediyorlar. Gittikçe özgürlük alanlarımız daralıyor. Yaşam alanlarımızı savunmak bu anlamıyla esas. Yeşil felsefenin ortak özelliği antikapitalist olmaktır. Tüketim çılgınlığının pompalandığı bir noktadayız. Önce kendine pazar yaratıyor sonra bunun ihtiyacını karşılamak için o bölgeyi komple talan ediyor. Bütün bunlar olurken de insanlar kendi yaşam alanlarına sahip çıkmaya başladılar” dedi.

‘Merkezi akıl yerelin sorununu bilemez ve çözemez’

İktidarların diline pelesenk olmuş “sürdürülebilir kalkınma” teorilerinin sürekli tüketimi pompaladığını söyleyen Eylem, aslolanın kalkınmanın değil yaşamın sürdürülebilir olması olduğunu söyledi. Eylem “Kalkınmayı sürdürmek için ağaçları kesip yenilerin dikiyorlar. Anı şey değil. Siz Sur’da insanların yaşam alanlarını yok ettiniz, bağlarını kopardınız. Yenisini yapıyor olmanız eskisiyle aynı şey değil. Kestiğiniz ağaçların yerine şu kadar ağaç dikiyoruz demenizle aynı şey değil. Özellikle şehirler üzerine yıkımlar hatıralarımızın canını yakıyor. Özellikle kentlerin hem kültürel hem sosyal tarihsel bağlarının mutlak suretle korunması gerektiğini savunuyorum. Bilmem kaç kilometre ötedeki bir merkezi hükümet bilmem kaç kilometre ötedeki bir akıl bizim ne sorunlarımızı bilebilir ne de bize bunların çözümü konusunda akılcı ve bize uygun yöntemler geliştirebilir” dedi.

‘HDP seçim bildirgesi geleneksel tarımı destekliyor’

Türkiye’nin tarım politikalarının da iflas ettiğini, toprakların, geleneksel tarım birikiminin yok edildiğini vurgulayan Eylem, “Bu yüzden biz özellikle geleneksel tarımın desteklenmesi, çiftçinin mutlak surette korunması ve geliştirilmesini ve bunu destekleyen politikaların desteklenmesi gerektiğini savunuyoruz. Zaten HDP’nin seçim bildirgesine baktığınız zaman da bunların emarelerini göreceksinizdir. Eskiden arka bahçenizde yetişen fasulye artık yurtdışından geliyor, buğday Brezilya’dan geliyor. İçme sularımızı kirlettiniz, tarım topraklarını sanayi ile kirlettiniz. Tohumları yok ettiniz, emek sömürülen bir şey haline geldi. Biz artık kendi kendimizi besleyemiyoruz bu politikalar yüzünden. Özellikle ‘yerli ve milli’ diyen bir iktidar için ‘bu ülkede yerli ve milli ne kaldı’ diye sormak istiyorum” dedi.

Barış ve ekoloji için aynı anda mücadele edilmeli’

Derelerin dahi 50 yıllık imtiyazlarla satıldığını, böylece geçim şartlarının değiştiğini söyleyen Eylem, “Aslında bu ekoloji ve çevre sorunları deyip geçtikleri sorunların hepsi birbiri ile bağlantılı. Demokrasi sorunu, barış sorunu, ekoloji sorunu birbirinden bağımsız sorunlar değil. Biz Yeşil Sol Parti olarak hepsini eşit bir çizgide görüyoruz ve hepsiyle aynı anda mücadele etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü ekoloji mücadelesi için mücadele veriyor olmak aynı zamanda barış için mücadele veriyor olmak demektir. Çünkü şiddetsiz bir toplumu savunuyoruz bunu yaparken. Çünkü türlerin birbirine tahakkümünü reddediyoruz. Çünkü emeğin sömürüsüne son vermek aynı zamanda adalet mücadelesidir” diye konuştu.

‘Demografi projeleri, kimliksizleştirme’

Savaşla beraber sadece insanların değil oradaki her şeyin öldüğünü söyleyen Eylem buna karşı da mücadele ettiklerini belirterek, “Savaş bittikten sonra eski yere dönmek mümkün olmayabiliyor. Çok konuşuluyor ya Suriyeli mülteciler geri dönsün diye. Okul sorunu, altyapı sorunu, köklerinden koparılma durumu var. Sur’a gittiğiniz zaman eski Sur değildir. Kanal İstanbul ile 800 bin insan etkilenecek. Kentsel dönüşüm projeleri de böyle. Sulukule örneğinde olduğu gibi şehrin çok dışına atıldı ve eski oturdukları yerler şimdi çok ciddi paralara satılan yerler oldu” dedi.

‘HDP partilerin değil hakların ittifakıdır’

Toplumun ortak bir dile ihtiyacı olduğunu vurgulayan Eylem, HDP’nin de 7 Haziran’da bunu başardığını hatırlattı. HDP’nin bir kadın partisi olması, ekolojiye yönelik programları, gençlerin görünür olması gibi özellikleri nedeniyle kuruluşundan beri bileşeni olduklarını söyleyen Eylem, “Elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz. Biz ittifak oluşturmadık bu halkların bir ittifakı. Tüm kesimlerin tüm ötekileştirilenlerin, tüm yok sayılanların içinde olduğu bir ittifak. Hem ekolojist hem yeşil hem sol bir parti olarak elbette ki HDP’de yerimizi alacaktık. Seçim çalışmaları dönemlerinde daha aktif bir şekilde yer alıyor. Bu sayede biz de daha fazla sesimizi duyurabiliyoruz. Uzun soluklu bir ittifak ve sandığa hapsetmediğimiz bir ittifak bu” diye anlattı.

’25 Haziran’da daha büyük görevler bekliyor bizi’

15- 16 Haziran işçi direnişleri, 7 Haziran’da seçim barajının aşılması, Gezi direnişini hatırlatan Eylem, bu Haziran’ın da bayram olacağını söyledi. Selahattin Demirtaş’a oy isterken bu ülkenin geleceği için oy istediklerini söyleyen Eylem “İş 24 Haziran’da bitmiyor, 25 Haziran’da büyük bir görev bizi bekliyor. ‘1 oyla değişir, senle değişir’ diyoruz” dedi.