Barış Talep Ettiği İçin Yargılanan Eş Sözcümüz Eylem Tuncaelli’nin Savunması…

Barış talep ettiği için yargılanan Eş Sözcümüz Eylem Tuncaelli’nin savunması…

Savunmamdır:

Ben Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin Eş Genel Başkanıyım. Demokratik bir hayatın temel öğesi olan ve anayasal güvence altında bulunan yasal bir partinin görüşlerini ve politikalarını anlatmak, seçildiğim parti kongresinin ve demokrasinin bana verdiği bir hak ve aynı zamanda ödevdir.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin tüzüğünün ikinci maddesi:

“Partimiz, sürdürülebilir bir yaşam ve gelecek için, ekolojik, özgürlükçü, eşitlikçi ve dayanışmacı bir toplumun kurulması yolunda, çoğulcu ve katılımcı bir mücadele anlayışıyla politik sorumluluk üstlenen; insan haklarını hiçbir ayrımcılığa yer vermeyecek şekilde savunan, doğanın ve tüm canlıların haklarını gözeten, militarizme karşı mücadele eden, emekten ve toplumsal adaletten yana, ekolojist, barışçı ve demokratik bir siyasi partidir.”

Tüzüğün 2. Maddesi parti tanımımızı belirlemektedir. Bu ülkenin yasal mevzuatı doğrultusunda kurulu bulunan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, tüzüğünde kendisini “barışçı ve demokratik bir siyasi parti” olarak tanımlamıştır. Bu doğrultuda barışı savunmak benim hem bir yurttaş olarak hem de Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin bir üyesi olarak en temel görevimdir. Aksi, parti ve insanlık suçu işleyeceğim anlamına gelir ki bu kabul edilebilir değildir. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin Eş Genel Başkanı olarak her platformda ve şartta barışı savunmaya devam etmek benim için bir zorunluluktur. Şu anda heyetiniz önünde yaptığım da budur.

Yine parti tüzüğümüzün 4. Maddesi e bendi

“Partimiz, şiddete karşıdır. Savaşa, militarizme ve devlet şiddetine karşı mücadele eder. Erkeklerin kadınlara, insanın diğer canlılara yönelik şiddetine ve toplumsal hayata sinmiş her türlü şiddete karşı mücadele eder. Şiddetsiz bir politik dili ve mücadeleyi savunur.”

Bu ilkeler doğrultusunda iktidarın uygulama ve politikalarını eleştirmek ve kendi görüşlerimizi aktarmak anayasanın ve demokrasinin bana verdiği bir hak ve görevdir. Bu doğrultuda ben, bir siyasi parti faaliyeti yürütüyorum. Bu hakkı anayasadan alıyorum. Siyasi parti faaliyetlerini yargılayacak yer de bir ağır ceza mahkemesi değil anayasa mahkemesidir.

Halka parti tüzük ve programını iletmek benim görevlerim arasındadır. İktidarın uygulamalarını eleştirmek, daha güzel ve daha iyiyi anlatmak ve yaratmak muhalefetin görevidir. Bu nedenle iddianameye konu olan açıklamada yasal eleştiri sınırları içerisinde barışı savunmak haricinde hiçbir kasıt söz konusu değildir. Eleştirilerimizin doğruluğu tarih sayfalarında sınanacaktır. Barışı savunanlar, anlık mahkemelerde sanık sandalyesine oturtulmuş olsalar bile insanlık tarihinde haklı taraf olarak yerlerini almışlardır.

Siyasi parti faaliyetleri nedeniyle görüş açıklama hakkımızın terörü övmek ya da halkı kin ve nefrete yöneltmek şeklinde değerlendirilmesi zorlama, haksız ve mesnetsiz bir tanımlamadır. Burada bu açıklamada sadece barışa çağrı yapılmıştır ve herhangi bir şekilde terör propagandası yoktur. Kaldı ki parti tüzüğümüz her türlü şiddet eylem ve örgütlenmesini açıkça ret ederken, bu eylemi gerçekleştirdiğimize dair herhangi bir sav ciddiyetten uzak ve asılsızdır.

Herkesin düşünce ve kanaatini açıklama özgürlüğü vardır. Bir siyasi parti genel başkanı olarak görüşlerimi açıklarken bu hakkın daha geniş yorumlanması gerekmektedir. Çünkü topluma karşı üstlendiğim görev ve sorumluluklar, iktidarın yanlış uygulamaları konusundaki uyarı ve görüşlerimi açıkça söyleme zorunluluğu getirmektedir.

Özetle iddianamedeki hakkımda suç olarak isnat edilenler siyasi parti faaliyetleridir. Suçlamaları kabul etmiyorum. Bir siyasi parti genel başkanı olarak, parti program ve tüzüğünün bana verdiği görev uyarınca barışı ve her koşulda şiddetsizliği savundum ve savunmaya devam ediyorum. Bu nedenle beraatimi talep ediyorum.

Özlem Eylem Tuncaelli
19.07.2018

My defence:

I am the co-chair of the Greens and left Future Party. It is therefore both my right and my duty, given to me by the decisions of our Party congress and its democratic decisions to communicate the policies and views of this legal party whose activities are guaranteed by the Constitution and form one of the basic pillars of democratic life.

The second article of the party constitution of the Greens and Left Future Party:

“Our party is an ecological, pro-peace and democratic political party. To this end we are the defenders of human rights, without concessions to any form of discrimination, observers of the rights of all living things, fighters against militarism, and on the side of labour and of social justice. We accept our political responsibility, within a participatory and pluralistic concept of struggle, to progress on the road to a sustainable way of living and for the foundation of an ecological, free, egalitarian society based on social solidarity.”

The 2nd article of our Party constitution forms the definition of our Party. Founded within the framework of this country’s legislation, the Greens and Left Future Party, in its constitution, defines it self as “a pro-peace and democratic political party”. Therefore, both as a citizen and as a member of the Greens and Left Future Party, defending peace is my most basic duty. Otherwise I would be committing both a crime against humanity and against my party, something which would be unacceptable. As the co-chair of the Greens and Left Future Party, I am obliged, under every condition and on every platform, to continue to defend peace. This is also what I am doing at this moment in addressing this court.

Again Paragraph e of the 4th article of our party’s constitution states:

“Our Party opposes violence. It struggles against war, militarism, and state violence. It struggles against the violence of men against women, of people against other living things, and every other expression of violence in social life. It advocates a non-violent political language and struggle.

In the service of these principles it is a right, given to me by democracy and the constitution of the country, to criticise the practices and policies of the government and express our own views. To this end, I am carrying out the activities of a political party. I take this right from the Constitution. The place for the activities of a political party to be judged is not a criminal court, but the constitutional court.

One of my duties is to communicate the party constitution and program to the citizenry. It is the duty of an opposition to criticise government policies, to propose improvements and create new policies. So the statement which is the subject of this indictment has no intention other than to defend peace and criticise government policies within the given legal framework. The validity of our criticisms will be confirmed in the pages of the history books. Those who defend peace, even if they find themselves momentarily in the dock, have taken their rightful place in the history of humanity.

To evaluate the declaration of the views of a political party as praise for terror or provoking the people to hatred and anger, is an unjust, unfounded and abusive definition. In the statement in question there was only a call for peace and in no way was there an praise for terror. And in the light of the fact that our party constitution rejects every form of violent act or organisation, any claim that we have carried out such an action is baseless and unserious.

Everyone has the freedom to express their thoughts and opinions. When expressing my views as the Chair of a political party, this freedom should be interpreted even more widely, because my duties and responsibilities to society create an obligation for me to openly warn against the mistaken measures taken by the government and express my views openly.

In summary, the activities claimed as constituting a crime in the indictment are the activities of a political party. As the chair of a political party, in accord with the duties placed on me by the party’s constitution and program, I have defended, and will continue to defend, peace, and, whatever the conditions, non-violence. I therefore demand my acquittal.

Özlem Eylem Tuncaelli

19.07.2018