Abdullah Uğur : “Selam Olsun Türkiye’nin Aydınlık Geleceğine” Demokrasiye ve Sosyalizme Adanmış Bir Hayat; Ölümünün Otuzuncu Yılında Behice Boran’ı Hatırlamak

 

15 Temmuz 2016 tarihindeki darbe girişiminin ardından yaşadığımız bu olağanüstü günlerde garip bir soğuk savaş söylemi dolaşıma sokuldu. Soğuk savaşın, siyasal kesimleri düşmanlaştırma, siyasal partileri, grupları ve aktör olan insanları birbirine kırdırma siyasetinin garip bir şekilde hortlatılmaya çalışıldığı günleri yaşıyoruz. Muhalefetin, solun, sosyalistlerin ve komünistlerin toptan vatan düşmanı ilan edilmesinin başkaca bir anlamı yoktur. Nesnel hiçbir temeli olmayan bu söylem kaçınılmaz olarak geçmiş deneyimleri tekrar hatırlamayı, tarihsel nedenlerle yarım kalmış, gerçekleşmemiş hedefleri de sorgulamayı gündemimize getiriyor. Otuz yıllık siyasi tarih, memleketimizde ve dünyada çok büyük değişikliklere yol açtı. Ama ne yazık ki çözemediğimiz demokratikleşme, evrensel normlara dayalı bir hukuk düzeni gibi temel sorunlar farklı şekillerde gündemimize geliyor.

Behice Boran’ın tarihsel nedenlerle ayrı düşmüş olan Türkiye İşçi Partisi (TİP) ile Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP)  birlik partisi  (TBKP –Türkiye Birleşik Komünist Partisi) kurma sürecine katkısı ve yaklaşımı çok kıymetli deneyimler içeriyor. Bu hem solun birliği için hem de kuruluş sürecinin ana belirleyeni olan “birlik-yasallık-yenilenme” gibi üç ayaklı bir süreç ile ülkemiz demokrasisine önemli bir katkıyı da içermiştir. O zamanki ceza kanunundaki 141,142 ve 163 maddelere karşı sadece solun değil herkes için ifade ve örgütlenme özgürlüğü savunulmuştur. Bu süreç o güne kadar hiç yan yana gelmeyi bile düşünmeyen İslami kesimler ile solu, demokrasi ve ifade özgürlüğü talebinde bir araya getirmiş, solda birliğin deneyimlenmesinin önünü açmıştır. O tarihten sonraki birlik girişimlerindeki sorunların bir kısmı, aktörleri hala hayatta olan bu deneyimin birçok nedenden dikkate alınmamasından kaynaklanmıştır.

Bundan otuz yıl önce Behice Boran 12 Eylül 1980 darbesinin ardından gitmek zorunda kaldığı sürgünde 10 Ekim 1987 tarihinde uykusunda hayatını kaybetmişti. Hastalığın başlangıcı darbenin ilk günlerine dayanıyordu.

“Aradan bir kaç gün geçmeden kalp krizi geçirerek bir cemse asker refakatinde hastaneye kaldırıldı. Yaklaşık bir ay hastanede yattıktan sonra eski bir hekim dostunun yazlığına götürüldü. TİP merkez yöneticileri Behice Boran’ın yurt dışına çıkmasına karar vermişlerdi.” (Gökhan Atılgan)

Boran’a karar iletildiğinde itiraz etti. “Ben mahkemede iyi savunma yaparım. Yurt dışında ne yaparım?” dedi. Partide, Boran’ın yurt dışında olmasının “Partinin örgütsel devamı ve temsili açısından” daha yararlı olacağı kanaati vardı. Bu görüş kendisine bildirildi. Bunun üzerine yurt dışına çıkmaya ‘evet’ dedi.” İkametgahı Belçika’nın Brüksel kenti olmasına rağmen Almanya’da kalmaya başlıyor.

Behice Boran’daki Birlik Fikrinin Tarihsel Süreci

Behice Boran ABD’deki Michigan Üniversitesi’ndeki sosyoloji eğitimi sırasında Marksizm ile tanışıyor. Ülkeye döndüğünde arayışları devam ediyor ve dönemin tek sol partisi olan TKP’ye 1942’de üye oluyor.(Gökhan Atılgan,67)  İkinci dünya savaşı sonrası göreli daha rahat koşullarında komünistler bir miktar nefes alırken ardından soğuk savaşın yaratığı saldırı dalgalarıyla solu yıllarca sürecek iç kavgalara ve küskünlüklere götürecek 1951 tevkifatı oluyor. Adeta partinin ülke içindeki faaliyeti yok ediliyor. Yüzlerce komünist ve barışsever tutuklanıyor.

“Bu yığınsal tutuklamalardan Behice Boran’da nasibini aldı. Ancak Behice Boran bu bölünmenin aktif tarafı olarak rol almadı. Gerek hapishanedeki tavrıyla, gerekse tahliye olduktan sonraki tutumuyla bölünmenin hasarlarının en aza indirilmesi için çaba sarf etti.

13 Şubat 1961’de TİP’in kurulması ve bir süre sonra Genel Başkanlığa Mehmet Ali Aybar’ın getirilmesi işçi sınıfı hareketi için önemli bir dönüm noktası oldu. Hukuki durumu uygun olan komünistler TİP’e üye olmaya başladı. Bu süreç TİP’e yeni bir kimlik kazandırdı. Behice Boran’da TİP’e ilk üye olanlardan biriydi”  (Selim Mahmutoğlu“Ölümünün 20. Yılında Behice Boran”,56)

12 Mart 1970 darbesinden sonra TİP kapatıldı. Yöneticileri ağır cezalara çarptırıldı. 1974 yılında ilan edilen af ile serbest kalabildiler. 1974 ‘den sonra Behice Boran için “kalınan yer”  TİP’in elde ettiği yasallık, toplumsal meşruiyet ve politik tezleri idi. Özellikle “toplumsal meşruiyete” çok önem verir,  bunu yasallıktan ayrı kullanırdı.” ( Selim Mahmutoğlu, 57)

Tarihsel süreç iki partinin yer yer karşı karşıya gelmesine yol açmıştır. 2. TİP’in kuruluş kararı sırasında TKP de atılım kararı alarak adeta partiyi Türkiye’de yeniden kurmaya başlıyordu. İki partinin yöneticileri ve üyeleri arasında sendikalarda, meslek örgütlerinde sürtüşmeler ve çatışmalar yaşanmıştır.

“Behice Boran bu gidişattan çok rahatsızdı. Bu konuya ilişkin tavrını,1977 yılında toplanan TİP’in Büyük Kongresi’nin açılış konuşmasında aldı. Bu konuşmada uzun uzun TİP’in konumunu anlattıktan sonra şöyle diyordu.

“Dünyaya baktığımız zaman görüyoruz ki bazı ülkelerde işçi sınıfının partisi olmak iddiasıyla birden fazla parti ortaya çıkmıştır ve hatta bunlardan bir kaçının işçi sınıfı içinde kitle tabanı da oluşmuştur, kitle tabanı vardır. Ve bu durum bir süre de, hatta uzunca bir süre de devam edebilir. Ama eninde sonunda işçi sınıfı içinde örgütlenip güçlenebilen, işçi sınıfının ekonomik, politik, ideolojik mücadelesini bilimsel sosyalizm düzeyinde yönlendirilebilir duruma gelen parti hareketi alır götürür; egemen çizgi egemen hareket olur. Diğerleri küçük anafor akımlar halinde kenarda kalır.  Bu süreç içinde şöyle durumlarında yer aldığı görülüyor. Eğer birden fazla partilerden bazılarının gerçekten işçi sınıfı içinde bir kitle tabanı varsa, yani bir sınıfsal gücü varsa ve politik çizgileri arasında uzlaşmaz farklar bulunmuyorsa, o zaman bu partilerin de birleştiği görülür ve tek bir akım halinde, egemen bir akım halinde işçi sınıfının hareketi olarak sürer gider. Ve bu yoldan da, her iki taraflı süreç yoluyla da işçi sınıfının birliği sağlanmış olur.” (Selim Mahmutoğlu, ,57-58)

Birlik, Yasallık ve Yenilenme

Birlik alternatifsiz bir süreç olarak tanımlanırken üç ayaklı sürecin gerçekleşmesiyle hayat bulacağı da öne çıkıyordu. Birlik yasallığın kazanılmasıyla yaygınlaşacak ve meşrulaşacak, yenilenme süreciyle de geniş kitlelerle buluşan bir yeniden kuruluş süreci olacaktı. Tam böyle ifade edilmiyorsa da birbirinden koparıldığında ulaşılmak istenen hedef güdük kalacaktı. Birlik “Türkiye solunda uzun yıllar boyunca yaşanan bölünmeler ve olumsuz rekabet süreci ardından gerçekleşen ilk birlik örneği idi.” (Erdal Talu,” Ölümünün 20. Yılında Behice Boran; 20. Yılında TBKP ve Dönüşler”,59) Kimsenin daha önce deneyimlemediği, üstelik çok ağır siyasi koşullarda, diğer solu geçtim kendi kadrolarına bile çok zor anlatılabilen bir süreç idi. Diğer yandan TİP’in 20 yıllık bir meşru siyaset deneyimi Türkiye’de solun geniş kitleler tarafından tanınması açısından çok önemli siyasal olanaklar sunuyordu.

Bu fikir 12 Eylül 1980 darbesi öncesi başlayan ve sonrasında yaklaşık yedi yıl süren birlik görüşmelerinin birleşik partiye dönüşmesine başlangıç oluyor. Esas olan iki parti arasında Nisan 1980’de hazırlanan ve Sofya’da Mayıs-Haziran ayında imzalanan ilk protokol gündeme geliyor. Bu tarih birlik sürecinin esas olarak başladığı tarih olarak kabul edilebilir.

Birlik çalışmalarında gelinen durum 15 Ocak 1985’de yapılan basın açıklaması ile kamuoyuna duyuruluyor. Genel dünya ve Türkiye siyaseti değerlendirmeleri sonrasında politik birliğe vurgu yaparak, tam eşitlik esası üzerinden sıkı eylem birliğini geliştirme ve aralarındaki görüş ayrılıklarını giderme doğrultusunda çalışmalarına devam etme kararını kamuoyuna açıklamışlar. (Çakır,320.)

O zamana kadar uzak amacımızı yani sosyalizm hedeflerimizi tekrarlamakla yetinen, klasik muhalefet konumlarından politik gelişmeleri eleştirmek ve yorumlamakla sınırlı politika yapma anlayışından uzaklaşılmaya başlandığını görüyoruz. Var olan duruma nasıl müdahale edilecek, partinin politikası nasıl bir rol oynayacak? Var olan rejimden köklü bir demokratik değişim yolu nasıl açılacak? Soruları parti politikasının yeni amacını oluşturuyordu. Bunun sonucu olarak birlik ve daha geniş güçlerle iş birliği konularının daha somut ve çözülmesi acil sorunlar olarak ele alınmaya başlandığını görüyoruz. TKP açısından bakıldığında, Birlik –Yasallık- Yenilenme politikasının asıl itici gücü yenilenme fikri idi.” (Erdal Talu ,64) Yenilenme sürecinin hem Türkiye solu hem de TBKP’yi kuranlar açısından değerlendirilmesi ayrı bir yazının konusudur

Birlik partisi olan TBKP’nin (Türkiye Birleşik Komünist Partisi) kamuoyu duyurusu Brüksel’de 7 Ekim 1987 tarihinde TİP Genel Başkanı Behice Boran ile TKP Genel Sekreteri Nabi Yağcı (Haydar Kutlu) tarafından yapılıyor. Behice Boran bir süredir nükseden göğüs ağrılarından şikayet ediyor. Şili‘li bir siyasi mülteci olan kalp doktoru  basın açıklamasına çıkmak zorunda olduğunu işitince açıkça bunun bir intihar olduğunu söylüyor. (Nihat Sargın) Behice Boran basın toplantısında katılımcılara kalp rahatsızlığı olduğunu ama duruma göre basın açıklamasına devam edip edemeyeceğini önceden bildirerek farklı anlaşılmaların önünü baştan kapatıyor. Toplantının sonuna kadar kalıyor. Kamuoyuna ve gelecek kuşaklara belki de son sözlerini şöyle söylüyor. “Birlik fikrine çok demeyeyim ama oldukça eski bir zamanda gelindi. Birlik gerekli midir değil midir diye bir tartışma yapılmadı. O gereklilik baştan sorgusuz sualsiz kabul edildi iki tarafça (…) Baştan itibaren konuştuğumuz birleşmenin en sağlam şekilde meydana getirilmesi en sağlam en doğru biçimde birleşme nasıl olur? Bu soruya cevap aradık. Onun için en sağlam bir ideolojik politik temel oluşturmaya çalıştık. Bu temel esasen vardı. Zaten birliğin akla gelişi ve birliğin verimli sonuçla bitişi bundan dolayıdır. Nesnel olarak iki partinin arasında ideolojik ve politik açıdan yakın bir benzerlik ve hatta bir özdeşlik vardı. Ondan dolayı, “neden birleştiler, niçin birleşme gereği duydular” gibi bir sual yerine ‘niye baştan beri birleşmediler’ diye sormak  icap eder. (Hüseyin Çakır,361.)

Behice Boran’ı Kaybediyoruz

Behice Boran basın toplantısını sorunsuz atlatmasına rağmen hastalık yakasını bırakmıyor. 10 Ekim sabahı uykusunda yitirdik Boran’ı.

İlk cenaze töreni Brüksel’de, Avrupa’nın dört bir yanında gelen katılımcılarla yapılıyor. Törenin düzenlemesini TİP- TKP ve Avrupa Parlamentosu Komünist Grubu ile Dünya Barış Konseyi üstleniyor. Salonun sahnesine konmuş katafalktaki naşının önünden yüzler ve yüzler geçerek saygı duruşunda bulundu. Katafalkın bir tarafında TİP’in amblemi ve çiçekleri, öbür tarafında da TKP’nin amblemi ve çiçekleri vardı. En üstte de TBKP yazılıydı. Böylece BORAN cenazesiyle dahi iki partinin birliğini kişiliğinde temsil ediyordu.” (Nihat Sargın ,900 Gün,21)

“Durmadan komünistler suçlanıyor; oysa onlar bu güne kadar hiç iktidar olmadılar ki; öyleyse bugünün perişanlığından dolayı onları suçlayamazsınız” anlamındaki sözleri için açılan komünizm propagandası davası cunta sonrasında kısa sürede sonuçlanarak kesinleştirilmişti, bereket o sırada ülkeden ayrılmış bulunuyordu. Ve de cuntanın emriyle vatandaşlıktan çıkarılmıştı.” (Nihat Sargın ,900 Gün,22)

Eski bir milletvekili olarak hak ettiği gibi meclis bahçesinde cenaze töreni yapılması gereğini düşünüyorlar. O zamanki TBMM Başkanı ile görüşülüyor o günkü siyasi koşullarda ortaya çıkan siyasi yumuşamaya uygun olarak cenazeye saygı çerçevesinde izin veriyorlar. Bakanlar Kurulu kararıyla 16 Ekim’de mecliste tören düzenleniyor. Törene Meclis Başkanı adına Özer Gürbüz ve Erdal İnönü, Bülent Ecevit, SHP, DSP, DYP yöneticileriyle birlikte yaklaşık iki bin kişi katılıyor. 18 Ekim’de ise Şişli camiinde yapılan tören binlerin katılımıyla yapılıyor ve Zincirli kuyu mezarlığına defnediliyor.” (Nihat Sargın ,900 Gün,22/ Hüseyin Çakır ,age,363)

Solda İlk Birlik Partisi Deneyimi için Birkaç Kısa Söz

TBKP yöneticileri “11 Kasım 1987’de Batı Berlin’de düzenledikleri basın toplantısında, 16 Kasım 1987 Pazartesi günü ülkeye döneceklerini açıklıyorlar”. (Hüseyin Çakır, Sayfa 364) Dönüşleri başlı başına değerlendirilmesi gereken hususları içeriyor. Süreçlere doğrudan müdahale, demokratik şenlikli bir muhalefet, bir tür tabu kırıcılık konularında çok önemli deneyler içeren bu süreç ayrıca değerlendirilmelidir.

Ardından partinin kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesinde ki dava sonucunda kapatılmasına kadar TBKP yasal olarak kurulduktan sonra çok kısa bir süre “4.6.1990-16.7.1991” tarihlerinde siyasi faaliyet gösterebilmiştir. (https://www.tbmm.gov.tr/kutuphane/siyasi_partiler.html)

  • Birlik meselesinin mantığı sadece sayısal bir çoğalma olarak değil ortaya çıkardığı yeni siyasal çözümler ve perspektifler ile anlamlı olabilir. Yenilenmeye çalışma fikri bu sürecin asıl sürükleyicisidir. O süreçlerde çok vurgulanan “gerçeğin tekelinin bizde olmadığı” fikri yenilenmenin ana doğrultusu olan başka fikirlere “açıklık” temelinde gelişebilir.
  • Siyasal sorunların çözülmesine katkı sadece o sorunun doğrudan mağdurlarının görevi değildir. Örneğin TBKP’nin yasal olarak kuruluşu, partinin siyasal faaliyet yapabilmesi o zamanki ceza kanunundaki 141-142 maddelerin kaldırılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Diğer yandan 163 maddeden yargılanan İslami kesimlerin özgürlüğünün savunulması da tüm topluma sadece kendimiz için değil herkes için özgürlük ive demokrasi talebi yenilenmenin politik ifadesi olması açısından çok önemlidir. Bu örnek belki bugün tüm mağdurların bir araya geldiği adalet talebi ile yapılan “Adalet Yürüyüşü” de tekrar hayat bulmuştur.

Not 1: Bu güne kadar kurulan birlik partilerinin kronolojisi: Bu kısa not Yeşil Sol Parti kuruluşuna kadar olan süreç içerisindeki partiler dikkate alınarak hazırlanmıştır. (https://www.tbmm.gov.tr/kutuphane/siyasi_partiler.html)

  1. Sosyal Demokrat Halkçı PartiSHP🙁 11.1985 -19.2.1995) -(HP-Halkçı Parti  (25.5.1983 – 3.11.1985) ,SODEP-Sosyal Demokrasi Partisi (6.6.1983, Ankara – 3.11.1985) )
  2. Türkiye Birleşik Komünist Partisi -TBKP: (6.1990-16.7.1991. Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı.) ( Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Türkiye  Komünist Partisi (TKP) birleşmesi ile kuruldu.
  3. Sosyalist Birlik PartisiSBP:(- 15.1.1991-7.6.1994 Kendisini fesh etti. BSP’ye katıldı.)
  4. Cumhuriyet Halk PartisiCHP: (1923 Ankara – 16.10.1981 tarihinde 2533 Sayılı Yasa ile kapatıldı. 19.6.1992 tarihinde 3820 Sayılı Yasa ile yeniden açıldı. 18.2.1995’de SHP, CHP’ye katıldı.)
  5. Birleşik Sosyalist Parti –BSP : (8.6.1994-22.1.1996 ) Sosyalist Birlik Partisi (SBP) ve Kurtuluş, Emek, Yeni Yol ve sosyal politika gruplarının birleşmesiyle oluştu.
  6. Özgürlük ve Dayanışma Partisi-ÖDP: (Kuruluşu :22.1.1996) Birleşik Sosyalist Parti (BSP) ve Geleceği Birlikte Kuralım Parti Girişimi birleşerek ÖDP’yi kurdular.
  7. Türkiye Komünist Partisi -TKP: (Kuruluşu :11 Kasım 2001) Sosyalist İktidar Partisi (SİP) ile Komünist Partisi (KP) ‘nin birleşmesi ile kuruldu.
  8. Eşitlik ve Demokrasi Partisi -EDP: (12 Mart 2010-25 Kasım 2012) Yeşiller ile birleşti.
  9. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi –YSGP: (Kuruluşu :30 Kasım 2012) . EDP- Eşitlik ve Demokrasi Partisi ve Yeşiller Partisi birleşerek yeni partiyi kurdular.

Kaynaklar

  • Atılgan,G.,(Ekim 2007),”Behice Boran Öğretim Üyesi,Siyasetçi,Kuramcı”,İstanbul : Yordam Kitap.
  • Çakır,H,(Haziran 2017),”Solda Yenilenme Deneyimi TİP-TKP Birliği ve Türkiye Birleşik Komünist Partisi” ,İstanbul,Belge Yayınları.
  • “Ölümünün 20. Yılında Behice Boran; 20. Yılında TBKP ve Dönüşler”,Toplantı 17-18 Kasım 2007 (Haziran 2008),İstanbul,Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı-Tüstav Yayınları.
  • Sargın,Nihat,(Kasım 2006),”Dönüşten Özgürlüğe 900 Gün Türkiye Birleşik Komünist Partisi “TBKP” Davası” ),İstanbul,Türkiye Sosyal Tarih Araştırma Vakfı-Tüstav Yayınları.
  • Anayasa Mahkemesinin TBKP kapatma kararı.